Ortodonti Nedir ?

Ortodonti hem dişlerin yerleştiği kendi kavisleri üzerinde düzgün biçimde sıralanmasını, hem alt ve üst dişlerin birbiriyle olan ilişkilerinin düzenlenmesini, hem de üst çene ve alt çenenin kafa kaidesine göre ve birbirlerine göre düzgün konumlanmasını hedefleyen bilim dalıdır. Çapraşık dişlerin antik dönemde bile insanlar için problem teşkil ettiği bildirilmektedir. Diş Hekimliğinin 18. Ve 19. Yüzyıllarda gösterdiği ilerlemeler sayesinde dişlerin düzeltilmesi için pek çok aparey tasarlanmaya başlanmıştır.
Çapraşık dişleri düzeltme girişimleri M.Ö 1000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Diş Hekimliği ilerledikçe 18. ve 19. yüzyıllarda dişleri düzeltmek amacıyla çok sayıda aparey tanıtılmıştır. 1850 yılından sonra Ortodonti de ağız dışı kuvvet kullanımı ilk defa Kingsley tarafından tanımlanmıştır. Kingsley’in katkılarına rağmen ortodontide uzun süre sadece dişlerin düzgün dizilimi hedeflenmiş, karşıt çenedeki dişlerle ilişkileri göz ardı edilmiştir. 1890 ‘lı yıllarda Edward H. Angle‘ın okluzyona olan ilgisi ortodontiye yeni bir yön çizmiştir. Angle alt ve üst birinci büyük azı dişlerin ilişkilerine göre malokluzyonları sınıflamıştır. Zamanla sadece diş dizilimi ve dişlerin birbiriyle olan ilişkilerinin önemli olmadığı aynı zamanda yüz oranlarının da önem taşıdığı anlaşılmıştır. 2. Dünya Savaşından sonra Sefalometrik filmlerin kullanılması ile hem diş hem çene konumlarındaki değişiklikler ölçülebilir hale gelmiştir. 1970’ li yılların başında Dr. Larry Andrews “straight wire” sistemini tanımlamıştır. Daha önceden dişlerde normal pozisyonun sağlanması amacıyla tellerde bükümler yapılırken, Andrews bu özellikleri braketin kendisine yerleştirmiş ve daha çok düz teller kullanılmaya başlanmıştır. Bu da hem hasta, hem de hekimin konforunu arttırmıştır. Ancak, çene ilişkilerindeki, diş boyut ve şekillerindeki bireysel farklılıklar halen tellerde bazı bükümler yapmayı zorunlu kılmaktadır.
Ortodonti’de en önemli konulardan bir tanesi de dişin hareket mekaniklerinin bilinmesidir. Dişler ve dişleri destekleyen dokular uygulanan kuvvetlere karmaşık biyolojik reaksiyon gösterirler. Bu reaksiyonların doğru şekilde bilinmesi uygun diş hareketinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu mekanizma iyi bir şekilde bilinmezse, diş hareketi gecikebilir veya diş ve çevre dokuları zarar görebilir.

ORTODONTİST KİMDİR?

Ortodontist, diş hekimliği fakültesinden mezun olduktan sonra 4-5 yıl süren ortodonti uzmanlığını tamamlayan diş hekimlerdir. Ortodontistin en büyük kabiliyeti hastaya uygun tedavi planlaması yapabilmesidir. Ortodonti eğitiminin bu kadar uzun sürmesinin en büyük nedeni hasta tedavi süresinin uzun sürmesidir. Gerekli teorik eğitimlerle birlikte klinikte çok sayıda farklı hasta tedavisi öğretilmektedir. Unutulmamalıdır ki her hasta birbirinden farklıdır. Klinik muayenede de bu farklılıklar göz önünde bulundurulmaktadır. Tedavi planlamasının hastaya göre doğru bir şekilde yapılması hem tedavi süresinin kısa olması, hem de iyi bir sonuç elde edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

ORTODONTİK TEDAVİ PLANLAMASI NASIL YAPILMALIDIR?

Her hasta birbirinden farklıdır. Bu yüzden her hasta için klinik ve radyolojik değerlendirilme sonucunda bir tedavi planı oluşturulmalıdır. Örneğin, alt çenesi bir miktar geride olan bir hastada alt çenenin öne alınması profili olumlu yönde etkilerken, başka bir hastada alt çene yine aynı miktarda geride olmasına rağmen alt dudağın kalın olmasından dolayı alt çenenin öne alınması profil görüntüsünü bozabilir.
Hasta öncelikle klinik açıdan detaylı bir şekilde muayene edilmelidir. Öncelikle hastanın herhangi bir rahatsızlığı olup olmadığı sorgulanır. Şeker hastalarında diş çevre dokuları iltihabı sık görülmektedir. Bu durumda kan şekerinin kontrol altında tutulması ve diş eti hastalıkları uzmanına durumun danışılması gereklidir. Astımı olan hastalarda ise kök erimeleri görülebilmektedir. Bu hastalarda 6 ayda bir radyografik değerlendirme yapılmalıdır. Allerjik problemi olan hastalar, kullanılacak materyallere karşı oluşabilecek alerjik reaksiyonlar açısından sorgulanmalıdır. Kalp kapakçık problemi olan hastalarda endokardit gelişmemesi için, dişlere bant uygulanması gerekliyse bunun öncesinde antibiyotik kullanımı gerekebilir. Yüksek tansiyonu olan hastalarda kullanılan ilaçlara bağlı olarak diş eti büyümeleri görülebilir. Bu hastalarda ağız hijyeni sık sık kontrol edilmeli ve gerekirse gargaralar kullandırılmalıdır. Fiziksel veya engelli hastalarda diş eti iltihapları görülebilmektedir. Bu hastalarda elektirikli diş fırçaları önerilebilir. Römatoid artriti olan hastalarda çene eklemlerinde dejenerasyonlar görülebilmektedir. Bu hastalarda çene eklemi kontrol edilmeli ve gerekirse çene cerrahına danışılmalıdır.
Büyüme ve gelişimin kontrolü de özellikle iskeletsel problemlerin tedavisinde önem taşımaktadır. İskeletsel tedavilerde en iyi sonuç büyüme ve gelişim atılımının hemen öncesinde elde edilmektedir. Bu şekilde kısa zamanda daha etkili sonuçlar alınabilmektedir. Diş yaşı, kronolojik yaş ve diş sürme sıralaması iskeletsel gelişimin önemli göstergeleri değildir. Kızlarda mens zamanı, erkeklerde sesteki değişimler, el-bilek filmlerinde kemikleşme dönemleri, servikal vertebra morfolojisi büyüme ve gelişimin değerlendirilmesinde kullanılır. Çeşitli çalışmalar pubertal büyüme hızı ve üst çene ve alt çenenin büyüme hızları arasında yüksek bir korelasyon tespit etmişlerdir. Aktif büyümenin ne zaman sona erdiğinin tespit edilmesi de önem taşımaktadır. Büyümenin sona erdiği el-bilek filmlerinden tespit edilebildiği gibi 6-12 ay ara ile alınan sefalometrik filmlerin kıyaslaması ile de tespit edilebilir.
Klinik muayenede hasta öncelikle cepheden incelenir. Bu incelemede yüzün orta hattı ile üst dişlerin orta hattının çakışıp çakışmadığı kontrol edilir. Özellikle tek taraflı diş kayıpları olan hastalarda üst dişlerin orta çizgisi çekim olan tarafa doğru kaymaktadır. Bu da estetik olarak olumsuz bir görüntü oluşturmaktadır. İstirahat pozisyonunda dudakların konumu incelenir. Üst dudak ile üst kesici dişlerin ilişkisi estetik açıdan önem taşır. Gülüş sırasında üst kesici dişlerin tamamen görünmesi daha genç bir gülüşle ilişkilendirilmiştir. Diğer önemli bir konu da bukkal koridorlar denilen gülüşye diş kavsinin yan tarafında görülen boşluklar ve gülme çizgisidir. Üst diş kavsinin daha geniş olması bu koridorları azaltır ve daha dolgun bir gülüş sağlar. Tabi ki bu genişletme miktarı bazı sınırlar çerçevesinde yapılabilmektedir. Üst ön dişlerin kurvatürünün alt dudak kurvatürüne paralel olması da diğer önemli estetik faktördür.
Profil muayenesi de yüz esetiğinin değerlendirilmesinde önem taşır. Yüz yüksekliği, burun ve dudakların profilden görüntüsü değerlendirilir. Burunun görüntüsü dudakların ön-arka konumlarından etkilenir. Burunun yüksekliği ve uzunluğu göz önünde bulundurulur. Örneğin üst kesici dişlerin fazla miktarda geri alınması, üst dudağın daha geride konumlanmasına yol açarak burnun daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Ön dişlerin konumları dudak pozisyonunu etkilemektedir. Ayrıca üst ve alt dudağın ilişkisi de değerlendirilmelidir. İstirahatte alt dudak ve üst dudak arasında 1-3 mm lik bir aralık bulunur.

ORTODONTİK TEDAVİ YAŞI NEDİR?

İskeletsel problemler yani çene konum bozuklukları büyüme ve gelişim döneminde tedavi edilebilirken, dişlerle ilgili problemler her yaşta tedavi edilebilmektedir. İskeletsel problemler ileri yaşlarda ancak cerrahi desteği ile düzeltilebilmektedir. Önceleri ortodontik tedavi gören hastalar genellikle çocuklardan oluşmaktayken, günümüzde tedavi gören erişkin hasta sayısı, çocuk hasta sayısını yakalamıştır. İlerleyen yaşla birlikte diş ve dişi destekleyen dokularda harabiyetler meydana gelebildiğinden, ortodontik tedavi öncesinde bu sorunların giderilmesi ve kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Erişkinlerde ortodontik tedavi dişlerin düzeltilmesi için uygulanabildiği gibi, daha estetik protetik restorasyonların yapılabilmesi için de uygulanabilir. Bazı durumlarda eksik diş bölgelerine implant yapılması öncesinde bu bölgedeki implant uygulanacak boşluğu genişletmek gerekebilir. Hasta dişini kaybedeli uzun bir zaman geçtiyse, komşu dişler bu bölgeye hareket etmiş olabilir. Bu tür durumlarda sadece bu bölgeye yönelik tedaviler de uygulanabilmektedir. Boşluğa doğru devrilmiş dişler doğrultularak ve yerine hareket ettirilerek uygun protetik tedavilerin veya implantların yapılması sağlanır.