Diagnosis of the vertical dimension

Vaden ve Pearson.  Semin Orthod 2002

Diagnosis of the vertical dimension, Poulton yaptığı çalışmada artmış alt ön yüz yüksekliğinin beğenilmeyen bir yüzle ilişkili olduğunu bildirmiştir. Frakas çalışmalarında yüzü vertikal olarak 3’e bölmüştür. Saç çizgisi, burun köprüsü ve burun kanadı. Alt 3 lü de, üst 1/3 lük ve alt 2/3 lük kısım olarak ikiye bölünür. Bu şekilde hastanın-uzun alt yüz yüksekliğinin maksilladan mı çene ucu yüksekliğinden mi kaynaklandığı belirlenir.

add

 

 

Bjork en yaygın görülen kondiler büyümenin bir miktar anterior komponenti olan vertikal yönde olduğunu bildirmiştir. Belirgin kısa alt yüz yüksekliğine sahip hastalar genellikle yukarı ve ileri kondil büyümesi gösterir. Bu hastalar genellikle derin kapanışa ve derin mentolabial sulkusa sahiptir. Bunun aksine uzun yüzlü hastalar mandibuler kondilin daha posteriora yönlenmiş büyümesine sahiptir. Bu geri rotasyon gösteren bireyler artmış ön yüz yüksekliğine, çene ucunun daha posterior konumlanmasına ve ileri vakalarda açık kapanışa sahiptir. Bjork kondiler rotasyonun öngörülmesinde 7 temel yapısal özellik belirlemiştir.

sfsad

Isaacson ve ark ve Schudy ‘e göre vertikal kondiler büyüme maksiler suturlerin vertikal büyümesi + maksiler ve mandibuler alveoler proceslerin vertikal büyümesini geçtiği vakit ileri mandibuler rotasyon; tersi durumda ise geri mandibuler rotasyon oluşmaktadır. Isaacson ve ark ve Janson ve ark uzun ön yüz yüksekliğine sahip hastalarda normal yüz yüksekliğine sahip hastalara nazaran bütün dentoalveoler yüksekliklerin daha fazla olduğunu bildirmişlerdir. Aynı zamanda kısa alt yüz yüksekliğine sahip hastalarda bütün dentoalveoler yükseklikler normalden daha kısadır.

wretMoller ve Ingervall ve Thilander artmış maksiler posterior dentoalveoler gelişimin, kuvvetli kas yapısına sahip kısa ön yüz yüksekli hastalara göre, high angle vakalarda daha zayıf kas yapısıyla ilişkili olduğunu bildirmiştir.

Fields ve ark çalışmalarındaki veriler hem normal hem de uzun yüzlü çocukların labaratuar ortamında daha çok burun solunumu yaptığını göstermiştir. Uzun yüzlü çocukların küçük bir kısmında %40 dan az burun solunumu gözlenirken normal çocuklardan hiç biri bu düşük nasal yüzdeye erişmemiştir. Erişkin uzun yüzlü hastalar incelendiğinde bulgular benzerdir: normal populasyona göre nasal obstruksiyonlu birey sayısı fazladır ancak çoğunluk ağız solunumu yapmamaktadır. High angle vakalarda genellikle büyük tonsil, adenoid, septal deviasyon ve alerjiler gibi bulgulara rastlanmaktadır. Bu da mandibuler postürü etkileyerek daha serbest şekilde posterior erüpsiyona neden olabilir. Bu hipotez adenoidlerin ve tonsillerin alınmasını takiben mandibuler düzlem açısının kapandığını ve ön yüz yüksekliğinin azaldığını bildiren Linder-Aronson tarafından desteklenmektedir. Solunum ile ilgili iki zıt görüşün ortaya çıktığı görülmektedir: a. Total nasal tıkanma büyüme paternini değiştirebilir ve deney hayvanlarında ve insanlarda malokluzyona neden olabilir b. Uzun yüzlü hastaların çoğunluğunun nasal obstruksiyona sahip olmaması temel etken olarak başka faktörlerin rol oynadığını düşündürmektedir.

tewNormal bir insanın günde ortalama 1000 kez yutkunur. Bir yutkunmada dişlerle dilin teması 1 saniye sürer. Bu da günde toplam birkaç dakika eder. Bu şekilde dengenin bozulması mümkün değildir. Ancak hastanın dili ileride istirahat konumuna sahipse basınç az bile olsa diş pozisyonunu etkileyebilir.

Uzun ön yüz yüksekliğine sahip hastalarda mandibuler ön dişler bazal kemiğe göre genellikle daha retrakte pozisyondadır. Eğer dişler dikleştirilirse dudak lar daha iyi konum alır. Ancak kısa yüz yüksekliğne sahip hastada mandibuler keserlerin dikleştirilmesi fasial estetiği bozar.

About the Author :

Yorum Bırak

Bizi Arayın

START TYPING AND PRESS ENTER TO SEARCH